
Markette saldırı düzenleyen zanlı, "ülkeye 30 Temmuz'da giriş yapmış"
Güncelleme:
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Metropol süpermarkette bıçaklı saldırıyı düzenleyen 31 yaşındaki M.B.K.'nin 30 Temmuz'da turist olarak ülkeye giriş yaptığını, ardından saldırıyı gerçekleştirdiğini açıkladı.
MYK Haber
Haber Merkezi-Nurgül Ece
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Lefkoşa'ya bağlı Taşkınköy'de faaliyet gösteren Metropol süpermarkette dün 22 yaşındaki Z.A.'yı (K) bıçakla ağır yaralayan, ardından da kendisini ağır yaralayan 31 yaşındaki M.B.K.'nin (E) ülkeye son olarak 30 Temmuz'da turist vizesiyle giriş yaptığını açıkladı.
M.B.K.'nin ülkeye ilk kez 2018 yılında 4 günlüğüne giriş yaptığını ifade eden Bakan Dursun Oğuz, daha sonra 2025 yılında 10 gün, 2026 yılının şubat ayında 3 gün ve son olarak 30 Temmuz Perşembe günü yeniden ülkeye geldiğini söyledi.
BRT'de Pembe Paşaoğluları'nın sunduğu "Gündem 12" programına telefon bağlantısıyla katılan Dursun Oğuz, zanlının bu yıl içerisinde turist statüsünde iki kez ülkeye giriş yaptığını belirtti.
"NORMAL BİR TURİST GİBİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNDEN GİRİŞ YAPTI"
Zanlının giriş-çıkışlarının turist statüsünde ve Türkiye Cumhuriyeti (TC) üzerinden gerçekleştiğini belirten Dursun Oğuz, "Geliyor, çıkıyor; normal bir turist gibi Türkiye Cumhuriyeti üzerinden giriş yapıyor. Daha sonra bu vahim olay yaşanıyor." dedi.
Konuşmasına saldırıda ağır yaralanan 22 yaşındaki Z.A.'ya geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Dursun Oğuz, yaşanan olayın kabul edilemez olduğunu vurguladı. "Dün yaşananlar kabul edilebilir değil. Maalesef vahşet niteliğinde bir olay yaşandı. Sonuçta kim olduğu önemli değil; bir insan, bir kadın mağdur oldu. Hiçbirimiz bunu tasvip etmiyoruz." diyen Oğuz, süreci birebir takip ettiklerini söyledi.
Yaralının tedavisinin yoğun bakımda devam ettiğini anımsatan Dursun Oğuz, "İnşallah bu süreci atlatır ve hayata döner. Durumu sıkıntılı ancak doktorlarımız gerekli ilgiyi gösteriyor. Güvenlik güçlerimiz ve ilgili birimler de üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor." ifadelerini kullandı.
"KURALLARIN, YASALARIN, DÜZENLEMELERİN VE ALTYAPI YATIRIMLARININ HAYATA GEÇİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Hükümet olarak benzer olayların yaşanmaması için çalıştıklarını belirten Oğuz, toplumda infiale neden olan olayların herkesi derinden etkilediğini söyledi.
Dursun Oğuz, "'Bunları önlemek için hiçbir şey yapılmıyor, ancak olay olduktan sonra geçmiş olsun deniliyor' şeklinde eleştiriler yapılabiliyor. Muhalefet de bunu siyasi söylem olarak kullanabilir. Ancak biz olaylara bu gözle bakmıyoruz. Ülke için gerekli olan kuralların, yasaların, düzenlemelerin ve altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesi için çalışıyoruz. Çünkü her olayın farklı bir boyutu, farklı bir ihtiyacı ve farklı bir hukuki zemini vardır." dedi.
Toplumsal sağduyunun önemine dikkat çeken Dursun Oğuz, geçmişte de ülkede özellikle iç güvenlikle ilgili sorunlar yaşandığını anımsatarak şunları söyledi:
"Geçmişte de ülkemizde özellikle iç güvenlikle ilgili sorunlar yaşandı. O dönem farklı şeyler konuşuluyordu. Kayıt dışı yaşam ve yabancı uyruklu kişilerin neden olduğu sorunlarla ilgili bir olay yaşandığında da hemen muhaceret giriş kapıları gündeme geliyor. Biz giriş kapılarında etkin önlemler alıyoruz ve almaya devam ediyoruz. Bunları yeri geldiğinde kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Sürekli 'Bakın bunu yapıyoruz' demiyoruz. Çünkü ülke güvenliği reklam yapılacak bir konu değildir. Önceliğimiz kendi insanımızın güvenliğidir. Bu çerçevede Polis Genel Müdürlüğü'nün ihtiyaç duyduğu yasaların meclisten geçmesi gerekiyor. Ayrıca teknolojik altyapının günümüz koşullarına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bugün birçok kişi, 'Kaçak olanları sistemden anında görelim' diyor. Peki bu teknoloji bugüne kadar neden kurulmadı? Önemli olan kimin ne yaptığı değil, bundan sonra ülke için neler yapabileceğimizdir."
Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte Göç Yönetim Merkezi Projesi'ni yürüttüklerini anımsatan Oğuz, ülkeye girişlerle ilgili gerekli altyapının kurulması ve ihtiyaç duyulan sistemlerin devreye alınmasına yönelik hazırlıkların son aşamaya geldiğini belirtti.
"TOPLUMDA 'ELİNİ KOLUNU SALLAYAN ÜLKEYE GİRİYOR' ŞEKLİNDE BİR ALGI VAR, BU DOĞRU DEĞİL"
Oğuz, "Öğrenciler için uygulanan transit vize sistemi, çalışma izinleri ve ön izin süreçleriyle ilgili yeni düzenlemeler yapılıyor. Toplumda 'Elini kolunu sallayan ülkeye giriyor' şeklinde bir algı var, bu doğru değildir." dedi.
"3 BİN 738 KİŞİYİ ÜLKEYE ALMADIK"
2026 yılının başından bugüne kadar havalimanına gelen 3 bin 738 kişinin ülkeye alınmadığını açıklayan Oğuz, şunları kaydetti:
"Bunların girişleri uygun bulunmadı. Kapıda mülakat yapılıyor; kişinin maddi durumu, kalacağı yer ve geliş amacı sorgulanıyor. Muhaceret memuru kimseyi keyfi olarak geri çevirmiyor. Bu kişilerden 1.541'i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı. Ayrıca bu yıl içerisinde 1.132 kişi de deport edildi. Turizm ülkesiyiz. Ülkeye gelen herkesin alnında ne amaçla geldiği yazmıyor. Muhaceret polislerimiz bilgi ve tecrübeleri doğrultusunda değerlendirme yapıyor. Bunun yanında belirli periyotlarda denetimler de gerçekleştiriliyor."
ZANLI 30 TEMMUZ'DA ÜLKEYE GİRİŞ YAPMIŞ
Olayı gerçekleştiren zanlının ülkeye ilk girişini 2018 yılında 4 günlüğüne yaptığını belirten Oğuz, zanlının 2025 yılında 5 gün, 2026 yılının şubat ayında 3 gün ve son olarak 30 Temmuz Perşembe günü yeniden ülkeye giriş yaptığını, ardından da saldırıyı gerçekleştirdiğini söyledi.
"Geliyor, çıkıyor; normal bir turist gibi Türkiye Cumhuriyeti üzerinden giriş yapıyor. Daha sonra bu vahim olay yaşanıyor." diyen Oğuz, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Elbette burada olayın kişisel yönünden ziyade ülke güvenliği açısından tabloya bakmak gerekiyor. Biz de değerlendirmelerimizi bu çerçevede yapıyoruz. Bu tür olayların yaşanması ülkemizde infial yaratıyor. Ancak 'Her yerde oluyor' demek doğru değildir. İdare eden insanlar olarak bizim temennimiz, bu ülkede hiçbir suçun işlenmemesi ya da suç oranlarının mümkün olduğunca azaltılmasıdır. Bunun için güvenlik güçlerimiz, polis teşkilatımız ve muhaceret birimlerimiz çalışmalarını sürdürüyor.
Polis teşkilatımızın suç ve suçlularla mücadelede elde ettiği başarılar rakamlarla da ortadadır. Nüfus hareketleri, suç oranları ve suç türleriyle ilgili ayrı ayrı çalışmalar yürütülüyor. Ayrıca suç ve suçluyu takip sistemlerinde polisin elini güçlendirecek yasal düzenlemeler de önem taşıyor.
Geçmişte yaşanan olaylarda da dile getirdiğimiz gibi, temennimiz bu tür olayların bir daha yaşanmamasıdır. Ülkeye gelip belirli sektörleri tehdit eden tetikçilere yönelik yürütülen soruşturmalarda polis teşkilatımız tüm olayları aydınlatmış, iç bağlantıları ortaya çıkarmış ve organize suç örgütlerinin çökertilmesi konusunda önemli başarılar elde etmiştir.
Bazı organize suç olaylarında Kuzey Kıbrıs'taki bağlantılar da tespit edildi. Bunların çökertilmesi konusunda polisimiz başarılı çalışmalar yürüttü. Türkiye Cumhuriyeti ile yaptığımız görüşmeler kapsamında da Türkiye ayağında gerekli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Ortak iş birliğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin iç güvenliği için çalışmalarımız sürüyor."
"GELİŞTİRİLECEK SİSTEMLE YASAL KALIŞ SÜRESİ OTOMATİK TAKİP EDİLECEK"
Dursun Oğuz, mevcut sistemde ülkeye giriş yapan kişilerin bilgilerinin sorgulanabildiğini ancak herhangi bir isim aratılmadan, yasal kalış süresini doldurup doldurmadığının ya da ülkeden çıkış yapıp yapmadığının otomatik olarak tespit edilemediğini söyledi.
Kendisinden örnek veren Oğuz, mevcut teknolojinin buna imkân vermediğini belirterek, bu eksikliği giderecek yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
"Şu anda örnek olarak benim adımı sisteme girerseniz, Dursun Oğuz'un ülkeye ne zaman giriş yaptığını ve ne kadar süre izin aldığını görebilirsiniz. Ancak adımı sisteme girmeden, ülkedeki yasal kalış süremi doldurup doldurmadığımı ya da çıkış yapıp yapmadığımı mevcut teknolojiyle kendiliğinden tespit etmek mümkün değil. Bunun anlaşılması için ayrıca denetim yapılması gerekiyor." ifadelerini kullanan Oğuz, geliştirilecek sistem sayesinde bu takibin otomatik hale geleceğini kaydetti.
Sistemin kısa sürede tamamlanamayacağını vurgulayan Oğuz, "Biz bunu mümkün kılacak sistemi kurmaya çalışıyoruz. Ancak bu işler 3-6 ayda olacak işler değil. Bunun bir yazılım altyapısı var ve farklı kurumlarla entegre edilmesi gerekiyor. Çalışma Dairesi, Çalışma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlarla sistemin birlikte çalışması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Geçen hafta düzenlenen çalıştayda üniversitelerden de daha fazla sorumluluk almalarını talep ettiklerini belirten Oğuz, hem Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) hem de Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla öğrenci olarak ülkeye gelen kişilerin takibinin güçlendirilmesini istediklerini söyledi.
Çalışma hayatı kapsamında ülkeye gelen kişilerin işverenler aracılığıyla denetlendiğini ifade eden Oğuz, öğrencilerin aktif öğrencilikten çıkmaları, pasif duruma düşmeleri veya eğitimlerine ara vermeleri halinde süreçlerinin takip edilmesi, nerede olduklarının bilinmesi ve kayıt altına alınması konusunda üniversitelerden destek talep ettiklerini belirtti.
Eksikliklerin farkında olduklarını vurgulayan Oğuz, bunların giderilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.
"MUHACERET AFFINDAN 8 BİN 200 KİŞİ YARARLANDI"
Oğuz ayrıca, 26 Mayıs'ta yürürlüğe giren ve kamuoyunda "Muhaceret Affı" olarak bilinen Yabancılar ve Muhaceret (Değişiklik) Yasası kapsamında 8 bin 200 kişinin aftan yararlandığını açıkladı.
Oğuz, af ile ilgili açıklamasında ise şu ifadelere yer verdi:
"Bir af çıkardık. 'Af çözüm değildir' deniliyor; buna katılıyorum. Ancak bu af sayesinde ülkedeki kayıt dışılığı daha net görme imkânı bulduk. Polis Teşkilatı ve Göç Merkezi'nin yaptığı kontroller sonucunda 8 bin 200 kişi bu aftan yararlandı.
Bunun dışında başvuru yapıp aftan yararlanamayanların listeleri de Polis Teşkilatı ve Göç Merkezi ile paylaşıldı. Bu kişilerin ülkeyi terk etmeleri yönündeki çalışmalar devam ediyor. Sonuçta bu kişiler kayıt dışı durumda bulunuyor ve etkin şekilde ülkeden çıkarılmaları için çalışmalarımız sürecek.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kayıt dışı yaşamı önlemek için caydırıcı cezaların da gerekli olduğuna inanıyoruz. Örneğin, çalışma izni süresi dolduğu halde kişiyi çalıştırmaya devam eden işverenlerle ilgili denetimler yapılıyor. Çalışma Bakanlığımız bu konuda kontroller gerçekleştiriyor ve tespit edilenlere gerekli cezalar uygulanıyor.
Ayrıca polis tarafından yakalanan kayıt dışı kişilerin, geriye dönük olarak kimler tarafından çalıştırıldığının da araştırılması gerekiyor. Çünkü bu insanların ülkede kalabilmesi için mutlaka bir gelir kaynağına, barınma imkânına veya ekonomik desteğe sahip olmaları gerekiyor. Bunlar olmadan ülkede yaşamalarını sürdürmeleri mümkün değil.
Bu nedenle kayıt dışı kalan kişilerin mutlaka ülkeyi terk etmeleri gerekiyor. Aynı zamanda kayıt dışı kalmayı cazip hale getiren nedenlerin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu, çalışma hayatıyla ilgili olabileceği gibi başka alanlarda alınacak tedbirlerle de sağlanabilir. Gerek cezaların artırılması gerekse daha etkin denetimlerin yapılması konusunda ilgili bakanlıklarımız çalışmalarını sürdürüyor.
Kısacası, biz sadece bir olay yaşandığında değil, her zaman bu ülkenin güvenliği için Polis Teşkilatı ve ilgili tüm birimlerle birlikte çalışmalar yapıyor ve yapmaya devam ediyoruz."
NE OLMUŞTU?
Polisin olaya ilişkin ilk açıklamasına göre olay, Lefkoşa'ya bağlı Taşkınköy'de faaliyet gösteren Metropol süpermarkette dün saat 11.45'te meydana gelmişti.
Market içerisinde bulunan 31 yaşındaki M.B.K. (E), tasarrufunda bulundurduğu bıçakla henüz tespit edilemeyen bir nedenle 22 yaşındaki Z.A.’yı (K) bıçaklayarak öldürmeye teşebbüs etmiş, ardından aynı bıçakla kendine zarar vererek intihara teşebbüs etmişti.
Olayda ağır yaralanan iki kişi de ambulansla Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı.
Gün içerisinde yaralıların sağlık durumuna ilişkin açıklama yapan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Hasan Birtan, Z.A.'nın vücudunun birçok yerinden aldığı bıçak darbeleri nedeniyle ağır yaralandığını belirtmişti.
Birtan, "Kadın şu anda yoğun bakımdadır. Maalesef durumu kritik. Çoklu yerden bıçaklanma nedeniyle ciddi kan kaybı yaşadı ve iç organlarında ağır hasarlar oluştu. İlk ameliyatı yapıldı. Yoğun bakımda tedavisi sürüyor ve hayati tehlikesi devam ediyor." ifadelerini kullanmıştı.
Birtan ayrıca zanlı M.B.K.'nin sağlık durumunun stabil olduğunu ve hayati tehlikesinin bulunmadığını açıklamıştı.
Birtan, bugün öğle saatlerinde BRT'de Pembe Paşaoğluları'nın sunduğu "Gündem 12" programına katılarak Z.A.'nın sağlık durumuna ilişkin son bilgileri paylaştı.
Saldırıda vücudunun çeşitli bölgelerinden yaralanan Z.A.'nın hastaneye getirildikten sonra vakit kaybetmeden ameliyata alındığını belirten Birtan, hastanın birçok operasyon geçirdiğini söyledi.
Z.A.'nın son 24 saat içerisinde herhangi bir ek kanama yaşamadığını ifade eden Birtan, bunun kendileri açısından olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Ancak tedavisinin yoğun bakım ünitesinde sürdüğünü vurgulayan Birtan, önümüzdeki 48-72 saatin kritik önem taşıdığını belirtti. "Yaşamsal bulguları stabil, ancak durumu hala kritik." diyen Birtan, yoğun bakımda tedavisi devam eden Z.A.’nın hayati tehlikesinin sürdüğünü açıkladı.































Yorum Yap
Tüm Yorumlar