Ramazan özel: İsraf

17 Mart 2025

Güncelleme: 17 Mart 2025

A
A

KKTC'nin din görevlileri tarafından hazırlanan özel yazılar, Ramazan ayı boyunca her gün bu sayfada yayımlanıyor.

ZgotmplZ

Sözlükte “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelen isrâf genel olarak inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder. Kur’an’da Araf suresi 31.  Ayette “Ey Âdemoğulları, her camiye çıkışınızda güzel giysilerinizi giyin. Yiyin, için, fakat israf etmeyin; Allah israf edenleri sevmez.” buyurulmaktadır.

İsraf bir tüketim çılgınlığıdır ve savurganlıktır. İsraf kişinin ürettiğinden fazla tüketmesi veya gereğinden fazla harcaması manasına geldiğinden önce şahsi ve ailevi bütçeleri allak bullak eder. İnsanın arzu, istek ve ihtiyaçları bitip tükenmek bilmez. Bunların hepsinin karşılanması ise bir ömre sığmaz. Böyle olunca insan bütün ömrünü ihtiyaçlarını temine harcar, ulvi duygulara, ibadet ve sanat gibi manevi ihtiyaçlara zaman ayıramaz. İnsandaki bu tüketim arzusu, fıtri bir arzudur. Bu arzu insanı tul-i emel ve hırs adı verilen dünya nimetlerine sahip olma ve dünyanın peşinden koşma duygusuna yöneltir.

İnsanın canının her istediği şeye ulaşması ve bu konuda bir sınır tanımaması da israf sayılır. İnsanın istek ve ihtiyaçlarına sınırlama getirmesi, tüketim ahlâkının esasını teşkil eder. Nitekim Hz. Ömer, oğlu Abdullah’ı bir gün et yerken görmüş ve: “Hayrola et mi yiyorsun?” diye sormuştu. Oğlu: “Evet canım çekmişti de...” deyince Hz. Ömer üzülmüş ve ona: “Demek sen öyle canının çektiği her şeyi alıp yiyor musun? Bilmez misin ki Peygamberimiz: “İnsanın canının çektiği her şeyi yemesi de israftır.” Buyurmuştur (İbn Mace, Et’ıme,51) dedi. İsraf insanı nefse hâkim olma özelliğinden de yoksun bırakmaktadır. İnsanı nefsinin kölesi, nefsini de tanrısı hâline getirmektedir.

İsrafa alışan insan başkalarını düşünmez hale geldiğinden toplumda sınıf farklılıkları artmaktadır. Zenginlerin müsrif tavrı fakirleri ezmekte, onları da israfa yönlendirecek birtakım sosyal yaralar açmaktadır. Oysaki insan, paylaşmayı bildiği ölçüde saygın ve mutlu olur. Sevginin temel şartı paylaşım ve özveridir. Sahip olunan nimetlerden başkalarını da yararlandırmaktır.

Hz. Peygamber (s.a.s.) insanların israfa alışmamaları için, “nehir kenarında bile abdest alıyor olsalar, suyu israf etmemelerini emir buyurmuştur.” (İbn Mace, Tahare, 48.) Bugün evlerimizde boşa akan musluklardan çöpe atılan ekmeğe varıncaya kadar yapılan her türlü israf, toplumsal bir yaradır. İsraf ettiğimiz mal ve enerji, yıllık miktarda korkunç rakamlara ulaşmaktadır.

Özellikle günümüzde çok çeşitli reklam vasıtalarıyla “israf ekonomisi” alabildiğine körüklenmektedir. Her şey tüketim esasına dayandırılmış, israf hızla artmıştır. Her türlü kaynak ve imkân lüzumsuz ve bilinçsiz olarak kullanılmaktadır, Bundan kurtulmanın yolu, ihtiyaçların kontrol altına alınması, israf ekonomisinin yerini ihtiyaç ekonomisinin alması ve ferdi-içtimai bilinçlenme sağlanmalıdır.

Bir Ayet

“Ey iman edenler kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selam vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin. Sizin için daha iyi olanı budur; umulur ki düşünüp anlarsınız.”


Bir Hadis

“İman yetmiş (veya atmış) küsur şubedir. En yükseği ‘Allah’tan başka ilah yoktur’ demek; en aşağısı ise, eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Haya da İmanın bir bölümüdür.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR


Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.Giriş yapmak için tıklayınız.

Tüm Yorumlar

İlginizi Çekebilir